Düşünsenize herkesin mutlu olduğu ancak kitabı okurken sizi ürküten Cesur Yeni Dünya

Düşünsenize herkesin mutlu olduğu ancak kitabı okurken sizi ürküten Cesur Yeni Dünya!
Doğarak değil belirlenmiş rollerini yerine getirmek üzere kuluçkadan çıkan, hipnopedya(uykuda öğretim) ile otoriteye itaat etmeye şartlandırılmış, teknolojinin tek gerçek olduğu, doğadan, kitaplardan, duygulardan uzak, sadece tüketmeye meyilli, aile kavramının ‘herkes herkes içindir’ kavramıyla yozlaştırıldığı bir dünya.
Mükemmel dizayn edilmiş, hiçbir hastalığa, bozukluğa, yaşlanmaya dahi yer olmayan bu dünya da bunlara rağmen ufakta olsa bir aksilik çıkarsa ‘soma’ denen uyuşturucu giriyor devreye. Mutsuzluğa, DÜŞÜNMEYE, hiçbir konuda kafa patlatmaya gerek yok(!) Kitabın beni en çok etkileyen yeri ;
‘Ben keyif aramıyorum. Tanrı’yı istiyorum, şiir istiyorum,gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum. …mutsuz olma hakkımı istiyorum’
Kitap sanayi devrimine, makineleşmeye yapılmış bir eleştiri bana göre. Mutluluğun bedeli özgürlükse ben gerçekten mutlu olmak istiyor muyum diye soruyor insan kendine.
Etkili bir okuma için On altı ve on yedinci bölümlerde geçen Denetçi ve Vahşi arasındaki diyalogları iyice kendinizi vererek okursanız bu dünyanın oluşma nedenini,yasakların sebeplerini ayrıntılı bir şekilde anlayabilirsiniz. Ben o bölümleri defalarca okudum. Üzerinde uzun uzun düşündüm hep.
Kitabın dili akıcı ve anlaşılır. O dünyaya girdikten sonra sizi şaşırta şaşırta akıp gidiyor sayfalar. George Orwell’ın 1984’ü ve bu kitaptan sonra distopya okumayı çok sevdiğimi farkettim. Çünkü hem büyüleyici, hem zihin açıcı hem de çok düşündürücü. Mesela ben hâlâ böyle bir dünyada yaşamak ister miydim diye düşünüyorum
Kitabı okuyunca daha farklı ayrıntıları da göreceksinizdir zaten. Distopya severlerin mutlaka okuması gerek. Sevgiyle kalın

mimi__ki (Duygu) paylaştı.

-