Korku, insanın yaşam ile uyum sağlamasını, sosyal hayat içinde yer almasını, e?

Korku, insanın yaşam ile uyum sağlamasını, sosyal hayat içinde yer almasını, eş dost ve arkadaşı ile belli “sınırlar” içinde yaşamasını sağlayan, doğal bir duygu durumudur; en önemli insani reflekstir. Ancak insan bu refleksin nasıl kullanılacağını belli yaşlarda, belli provalar yaparak öğrenir ve bu şekilde yetişkinliğe doğru ilerler.
Henüz konuşma çağına gelmemiş bebekler, içinde bulundukları dünyayı yeterince tanımadıklarından dolayı, birtakım korkular yaşarlar. Özellikle tanımadıkları seslere karşı çok duyarlı ve ürkektirler. Bu dönemde annenin bebeğinin yanında bulunması oldukça önemlidir. Çocuk tanımadığı seslerden ürktüğünde annesine sığınabiliyor ve onun teselli edici davranışları ile karşılaşıyorsa, duygu dünyası güçlenir. Korkuya direnç kazanır.

5 yaş döneminde ise çocuklarda doğal bir korku dönemi başlar. Bu dönemde çocuklar, hayal dünyasında canlandırdıkları çizgi film karakterlerinden, anne babalarından duydukları ölümcül hikayelerden, anlam veremedikleri cin, şeytan ve melek gibi varlıklar ile ilgili zihinlerinde canlandırdıkları görüntülerden korkarlar… Bu soyut kavramların ne kadar hayatın içinde olduklarını tam kavrayamadıkları için özellikle gece korkuları yaşarlar. Bunlar dönemsel korkulardır ve endişe edecek bir durum yoktur. Aslında her çocuğun yaşaması gereken bu “doğal korku dönemi” anne babaların küçük ve zahmetsizce uygulayacağı yöntemlerle kolaylıkla atlatılacakken bazen anne babaların çocuklardan şüphe etmesi, “yalan söylüyor” endişesine kapılarak aşırı tepki vermesiyle sorunların katlanarak büyüdüğü ve zaman olarak da daha fazla uzadığı bir dönem halini almaktadır.
Halbuki korku insani bir reflekstir ve çocuk korkuyorum diyorsa korkuyordur. “Ne var bunda korkacak” demek çok kaba ve çocuğun ruhuna karşı saygısızca bir davranıştır. Bilinçli bir anne baba olmanın gereği olarak “Korkuyorum” diyerek anne babasından yardım bekleyen çocuğa tebessüm ederek “Demek korkuyorsun, gel hadi yanıma” diyerek sahip çıkılması gerekir.
Böylesi durumla karşı karşıya kalan ebeveynler, sakin olmalı, çocukların sordukları sorulara yaşına uygun cevaplar vermelidir.
Burada belki de hemen akla gelecek olan soru şudur:
“Acaba….devamı yorumlarda

adem_gunes (Pedagog Dr. Adem Güneş) paylaştı.

-