“Ulan İstanbul sen misin senin ellerin mi bu eller ulan İstanbul bu

“Ulan İstanbul sen misin
senin ellerin mi bu eller
ulan İstanbul bu gemiler senin gemilerin mi
minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
liman liman götüren
ulan bu mazoy tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
neden durmaksısız imdat kıvılcïmları fışkırıyor
antenlerinden
peki İstanbul ya ben
ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
gümrük duvarlarïna yapıştıran yolcu abbas
ya benim kahrım
ya senin ağrın
ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi
burgu burgu içime boşalttığîn
o senin ağrın
o senin…
Nefes aldığınız her an size sunulan en değerli hazine…kıymetini bilmek…ee o da size düşüyor Huzurla…
Sözün bittiği yer…

_aslimahalt_ (Kitap sever ✈İstanbul-İzmir) paylaştı.

-