・・・
Kanuni Sultan Süleyman Han döneminde İstanbul’un nüfusu hızla artınca, su sıkıntısı yaşanmaya


・・・
Kanuni Sultan Süleyman Han döneminde İstanbul’un nüfusu hızla artınca, su sıkıntısı yaşanmaya başlar… Padişah, bu iş için Mimar Sinan’ı görevlendirir. O da Istanbul dışından getirdiği suları Kağıthane civarında toplar, oradan da dere içlerine büyük geçitler yaparak İstanbul’a ulaştırır ve şehrin belli yerlerine umumi çeşmeler yaparak akıtır. O zamanki adı “Kırk Çeşme Suları’ıdır.”… Padişah, bir ferman çıkarır; “İstanbul meydanındaki çeşmeler halkındır. Kimse çeşmelerden gizlice yer altından evine su alamaz.” Bu fermanın bir istisnası olarak Koca Mimar’ın evine su bağlanır… Aradan yıllar geçer. Padişah efendimiz vefat etmiştir. Sinan ise 99 yaşındadır… Bir gün kapısı çalar. “Buyurun”der. Gelen adam;”Ben Topkapı Sarayı’nın postacısıyım. Sizi Divan’a çağırıyorlar.” der. Mimar Sinan, bastonuna dayanarak saraya gider. Bir soruşturma heyeti kurulmuştur. Kendisine şöyle derler; “Sinan Ağa, hakkında şikayet var. Eve su almak yasak olduğu halde evinizde su varmış.” “Evet var. Cihan padişahı, özel olarak müsade etmişti.” “O zaman fermanını görelim.” “Ben o zaman ferman istemekten hicap etmiştim. Fermanım yok.” Divan uzun tartışmalar sonucu karar verir: “Diğer hizmet edenlerin de evine su bağlanamayacağına göre, su kesilmelidir.” Koca Mimar hiç üzülmez, zirâ o hizmetini Allah için yapmıştır. 100 yaşına girerken hastalanır, yatağa düşer. Vefatına yakın gelip bakarlar ki evinde hiç su yok… İstanbul’u susuzluktan kurtaran mimar, susuz evde vefat eder. Vefatından önce başında bu hadiseyi konuşanlara verdiği şu cevap manidardır. “Biz hizmetimizi dünyada bir bardak suya satacak kadar menfaat düşkünü değiliz. Bunun mükafatını ahirette bekliyoruz.” Kırk Çeşme Suları’nın mimarının arzusu, Kevser Suyu’na kavuşmaktı… #Repost @kibarikelam
busra_adem paylaştı.

-