1-YAZI: Gelin sizi küçük bir çocukla tanıştırayım. Çocuğun adı Yağız:ismi ile müsemma

1-YAZI: Gelin sizi küçük bir çocukla tanıştırayım. Çocuğun adı Yağız:ismi ile müsemma başak kadar ince,narin bir bedenin taşıdığı; buğday renginde, buğday gibi mucizesi içinde saklı başın sahibi bu çocuk, diğer roman kahramanları gibi ne çok güçlü, ne çok yiğit, ne de çok cesurdur. Yağız, Anadolu’nun herhangi bir bozkırında rastlayabileceğiniz ailesinin kıymetlisi, öğretmenlerinin fark etmediği, köyün cebbar çocuklarının zayıf bulduğu, yaşıtları gibi sevdaya tutulan, umutları ve hayalleri olan bir garip oğlandır. Ancak gelin görün ki Allah ona, onu diğerlerinden farklı ve özel kılan, kalemi ahenkle dans ettirme yeteceğini bahşeder; onun kalemi raksa geçtiğinde kimi zaman kelimeler sıraya dizilip hikayelere dönüşürken, kimi zamanda çizgiler bir araya gelip ruhunun aksi desenlere evriliverir. Heyecanla bu yeteneğinin bir gün keşfedilmesini bekler, umutla desenlerini ve hikayelerini gönderir dergilere. Çocuk yüreğinde iki sevda kök salar; biri yazmaya ve okumaya olan sevda, biri de Almanya’dan yazları köyüne gelen dayısının kızı Sevdiye’ye olan sevda…..Yağız’ın bir heves olarak başladığı yazma eylemi, romanın sonuna doğru bilinçli bir seçim, bir tutku ve kendini gerçekleştirme alanına dönüşür, ancak Sevdiye’ye olan aşkı hüsrana dönüşmekten öteye gidemez.
.
.✨Yağız’ın yazma serüvenini takip ederken Ethem Baran’ın yazma üzerine düşüncelerinin gölgesine takılırız. Roman boyuncaYağız’ın (aslında yazarın)“Niçin, nasıl, ne zaman….. vb yazarım” sorularının cevabının peşinden koşarız soluksuz ki bence basit herkesin yazabileceği imkansız bir aşk ve taşra hikayesine zenginlik ve derinlik katan işte bu bölümlerdir. Yazma süreci ile birlikte Yağız’ın özellikle üniversite yıllarında varoluş süreci de sorgulanır tarafsız bir göz ile.

senul_kitap (edebiyat kitap kahve☕ pasta) paylaştı.

-