26//08//2016 Herkese merhaba! Bugün Pembe ve Yusuf kitabının yorumuyla sizinle birlikteyim. [[Yorum

26//08//2016
Herkese merhaba!
Bugün Pembe ve Yusuf kitabının yorumuyla sizinle birlikteyim.
[[Yorum boyunca okuduğunuz her şey bizzat kendi görüşlerimdir.
Kitaba galiba dün geceye doğru başlamıştım ve bugün bitti. Canan Tan’dan okuduğum ilk kitaptı ve o kadar etkilendim ki.
Öyle bir elimden bırakamadım, sormayın. Devamını okumak istedim, ama bitmesin istedim.
Bir paragrafta beş farklı duyguyu aynı anda hissettim.
Biliyorum herkesin derdi kendine göre en büyüğü ama bu kitabı okuyunca kendime öyle kızdım ki. Saçma denebilecek şeylere üzülmüşüm ki. İnsanlar neler yaşıyor.
Ciddi anlamda içim sızladı. Bazen öyle üzüldüm, hislerimi öyle yoğun yaşadım ki kitabı kenara koyup kafamı dağıtmaya çalıştım. Ama böyle şeyler oluyor. Küçücük kızlar evlendiriliyor. Dayak yiyorlar. Küçücük yaşlarında çocuk doğuruyorlar, küçücük bedenleriyle.
Doğuda bunlar var. Evet birçoğumuz bunların sadece eskiden olduğunu falan sanıyor. Ben de öyle sanıyordum. Bitsin artık istiyorum bunlar. Daha fazla Zehra, Kederler, Pembeler olmasın istiyorum.
Daha fazla konuşmadan konuyu anlatayım,
Zehra kaynatasının öldüğü saat bir kız evlat doğurur. Kocası Servet babasının ölümünün üstüne karısı da kız çocuk doğurunca deliye döner. Çünkü bir erkek olmasını istiyordur. Kız çocuk utançtır, kötüdür. O yüzden kızın adını Keder koydurur. Ve o kıza hiçbir zaman sevgi göstermez.
Keder büyür ve on dört yaşına gelir. Babası ilkokulu bitirir bitirmez alır onu okuldan ve kendisinden beş altı yaş büyük bir genç adamla görücü usulü evlendirir. Başlar Keder’in sıkıntıları. Çocuk gelin olur Keder.
Puanım>5/5
Herkese kesinlikle tavsiye ediyorum!

tombikkarakter (bookstagram✨ceyda) paylaştı.

-