Aslında çok acıyor da, belli etmiyorum. İSabahın altı buçuğunda bir çalar saat

Aslında çok acıyor da, belli etmiyorum. İSabahın altı buçuğunda bir çalar saat sesiyle uyanıp yataktan fırlayan, giyinip zorla bir şeyler atıştıran, sıçıp, işeyip, dişini fırçalayan, saçını tarayan, başka birine büyük paralar kazandırdığı bir yere ulaşmak için trafikle boğuşan ve tüm bunlara sahip olma fırsatı bulduğu için müteşekkir olması istenen biri hayattan nasıl keyif alabilir?
“Satranç hayat gibidir,” demişti babası.
“Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işe yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip yine de kazanabilirsin oyunu. Satrancın güzelliği budur işte. İşler her an tersine dönebilir.Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki olası hamleleri iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek.”
Zaman hayatın gerçeklerini öyle bir evirip çeviriyor ki, sonunda insan ne başlangıç noktasını, ne de sebebini hatırlıyor.Biz hepimiz sadece kendimizi düşündüğümüz için yalnızız ve yalnız kalacağız.
Bir arada olmaktan nefret ettikleri ama yalnız kalmaktan da korktukları için insanlar telefon denilen bir alet kullanıyorlarmış.Bak mesela pencerenin önüne bir kuş konar ben seni severim, bir tren yolculuğunda pencereden dışarı bakarken derme çatma bir ev gözüme çarpar ben seni severim, burnuma eskilerden, hangi uzak hatıraya ait olduğunu bir türlü çıkaramadığım bir koku çarpar ben seni severim, kafama kuş sıçar ben yine seni severim.
Anlıyor musun beni?
Sıcak, soğuktan daha iyi değildir.Kadın erkekten “daha iyi” değildir.Olan, olandır.Tıpkı senin sen olduğun gibi!
Sessizlik yorgunluktur; yorgunluk değilse kederdir; keder değilse hasrettir; hasret değilse sızıdır; sızı değilse derin bir düşünce, bir anıdır veya bütün bunlardır veya bunlardan bazıları.Sessizlerin, anlatmayı bilmeyenlerin, kendini dinletemeyenlerin, önemli gözükmeyenlerin, dilsizlerin, o iyi cevabı hep olaydan sonra evde düşünenlerin, insanların hikayelerini merak etmediği o kişilerin yüzleri diğerlerinden daha anlamlı, daha dolu değil mi?Sordum kendi kendime ne yapılabilir çamurdan?
Heykel.
Acılardan?
Aşk #dediadam

dediadam (Dedi Adam) paylaştı.

-