Ayaklarım hep çıplak. Hep taşa toprağa ota değiyorum. Kayrak buraların taşı. Güneşte

Ayaklarım hep çıplak. Hep taşa toprağa ota değiyorum. Kayrak buraların taşı. Güneşte kızışıyor ama hep dayanılabilir bi sıcaklığı var. Geceleri de ılık oluyo, hani böyle sütlü kahve tadı veriyo ayaklarıma o ılık kayrak taşına basmak. Çim değil o bastığım yeşiller. Ayrık otlarına serptiğimiz yoncalar… onları biçiyoruz. Bahçenin bi kısmı yosunlu bi kısmı ne yaparsam yapayım ıslak kaldığından çamur oluyo ve ben ona da bayılıyorum. Ayaklarım taşa toprağa suya çamura dokunarak yaşamak iyi geliyor bana. Sürekli kök salan ağaç gibi hissediyorum. Bu fotoğrafı ne kadar çok sevdim anlatamam. Dünden beri gele gide bakıyorum. Kendimi bahçe perisi gibi görüyorum, zeytinler arasında dönerken çekti Seda, bu anı hiç unutmak istemiyorum. Mesela elbisem çok eski. Ama çok eski. Sanırım 20 küsür yılı var ve eskiden beri bende olmasını ve renklerinin Dünya’ma uzaydan bakınca yazımdaki her şeyi taşıyo olmasını seviyorum.
Elbisemin eskiliğini, ve altına hiçbir şey giymeye ihtiyacımın olmamasını, ayaklarımın bunca hayalperestliğime rağmen yere basmasını, ayaklarım bunca yere sağlam basarken kafamın bu kadar hayallere dalık olmasını çok seviyorum.
Ay tutuldu geçti, depremler oldu, güneş tutuluyor bu akşam ve mevsim dönüyor ya hani dünya gibi… hah işte ben de böyle döne döne yana yakıla tutula kala güle ağlaya karma karışık ne kadddaarrrrr duygu varsa hepsini birarada yaşıyorum… ✍
#4yapraklıyoncakısahikayeleri : @sdnrcelik

4yaprakliyonca (Yonca Tokbaş) paylaştı.

-