Bu sabah evden çıktım ve metroya doğru yürüyorum. Koridorda ben ve metroya

Bu sabah evden çıktım ve metroya doğru yürüyorum.
Koridorda ben ve metroya doğru yürüyen insanlar,
Karşıdan gelenler falan derken bir müzik sesi duymaya başladım koridordan hafif hafif bana doğru yaklaşmakta olan.
Ses giderek yakınlaşıyordu ve güzel olan Modern Talking’in “You’re my heart you’re my soul” şarkısını duyuyor olmamdı.
Zira son birkaç zamandır mehter marşına alışmış olan bünyem tarifsiz bir mutluluk ve aynı zamanda da garip bir endişe duymaktaydı.
Ses giderek yaklaştı,
Yaklaştı,
Ve elinde eski teyp yani kasetçalar olan biraz kısa boylu bir adam yanımdan bu şarkıyla geçip gitti.
Baya baya kaset çalıyordu.
Arkasından baktım üzerinde siyah parlak bir de takım elbise vardı.
O an bu kadar şaşkın olmasaydım birkaç saniye videoya alabilseydim şu an acaba rüya mı gördüm ben diye düşünmeyecektim.
Ben mi bir yere gittim,
Adam mı bizim zamana geldi dedim noluyor?
Metrodan inip koşa koşa vapura bindim ve bir çay söyledim.
Evet dedim çay hala karbonatlı.
İnsanlara baktım,
Etrafımdaki herşey yerli yerinde aynıydı.
Sonra instagramı açtım ve baktım çalışıyor ve siz hepiniz buradasınız çok şükür.
Ama yine de üzüldüm.
Ulan dedim bugün de zaman makinesini icat edememişler.
Esasen saçmadır aslında ama anlatayım dedim.
Tünaydın

efsaneterlik (And suddenly, i felt nothing) paylaştı.

-