Bugün 1 Mayıs. Yenikapı’dan Marmaray’a doğru yürüyorum. Epey bir zamandır simit yememiştim

Bugün 1 Mayıs. Yenikapı’dan Marmaray’a doğru yürüyorum. Epey bir zamandır simit yememiştim. Marmaray girişinde, tezgâhı henüz dolmuş bir simitçi gördüm. Bunlar tazedir şimdi dedim. Seslendim simitçiye. “Bir simit alabilir miyim?” “Tabi ne demek abim.” Ceplerimi karıştırdım, bozukluk bulamadım. “Elli lira bozabilir misin?” “Bakayım.” dedi. “Hem olmasa ne olur ki abim! Bir simit istemişsin vermeyecek miyim yani.” Gözlerim doldu. Bu çıkıştan sonra eğer parası çıkışmasaydı, üstü kalsın diyebilirdim.
Yürüyorum. Elimde gevrek simit. Oturup yiyeceğim bir bank arıyorum. Buldum. Baktım kalabalık bir grup bana doğru geliyor. Yumruklar havada. Slogan atıyorlar: “İş, emek, özgürlük. Yaşasın bir mayıs.” Gözlerim yazılı pankartlarda. Birisi dikkatimi çekiyor: “Sabahın bir sahibi var. Sorarlar bir gün.” Aklıma takıldı bu cümle. Kaldım grubun içinde. Onlar geçip giderlerken düşünüyorum. Hepimiz bu dünyada işçiyiz. Çalışmalarımızın karşılığını burada değil orada alacağız. Bizim bayramımız, hesap meydanından alnımızın akıyla ayrılıp, Rabbimizin lütfuyle, sırattan geçip cennete vardığımız gün olacaktır. Yürüyorum. Aklımda büyük toplanma günü. Taksim meydanında değil Mahşer meydanında toplanacağız o gün. Bütün sokaklar, bütün yollar oraya çıkacak. Ne polis, ne jandarma, ne barikatlar… Kimseler kesemeyecek yolumuzu. Bu dünyada takdir edilmeyen haklarımız sorulacak işverenden. Bu dünyada hakkıyla yapılmayan işler sorulacak işçiden. Gelecek o büyük toplanma gününde, yüzü yere düşenlerden eyleme bizi Rabbim!

Sait Köşk

menar.27 (Menâr ☁) paylaştı.

-