Bugün de dostluk’tan konuşalım mı? Bence konuşalım. Hem dostluk muhabbeti de dostluğun


Bugün de dostluk’tan konuşalım mı? Bence konuşalım. Hem dostluk muhabbeti de dostluğun kendisi gibi eskimiyor nasılsa. Aklımıza estikçe kullanabiliriz. Mesela bugün dostluğun yaşı olmamasından bahsedelim sayın bayım/hanım. Bazen bir talebe ile hoca arasında, bazen on yıllık öğretmen ile mesleğe yeni başlayan biri arasında, bazen neredeyse bir nesil yaş farkı olan iki komşu arasında, bazen de bambaşka bir yerde peyda olan his dostluk denen. Plansız, programsız bir ünsiyet. Bundandır ki kardeşim, resim kursundaki, kendisinden on yaş küçük kız çocuğu ile çektirdiği fotoğrafın altına “küçük dostum” yazıyor. Yine bundandır ki bu küçük kız öğlen aralarında yemeğe çıkmadan önce kardeşime soruyor aç olup olmadığını. Kardeşim toksa yemiyor, açsa tok karnına yemeğe çıkıyor onunla. Hocaları onlara bambaşka bir ödev vermiş olduğu hâlde küçük kız, “bana canavar çizmeyi öğretsene!” diye kardeşime geliyor. Bu sırada hayaller kuruyor her candan dost gibi: Kendi büyüyünce (şu an 9-10 yaşlarında) ayrı eve çıkacaklarmış. O üniversite okurken kardeşim de yüksek lisans, doktora falan yapacakmış bi’zahmet. Beraber mutlu mesut yaşayacaklarmış… Derken, kardeşimin YGS sınavının güzel sonuçlanmadığını öğreniyor bu küçük kızımız. Kursta arkadaşlarından duyuyor. Kardeşim kapıyı çalınca koşarak çıkıp iki kat aşağıda sarılarak karşılıyor onu. “Üzülmüyorsun dimi, sınav alt tarafı” diyor ağlayarak. Sonra sarmaş dolaş yukarı çıkıyorlar. Kardeşim, istediği üniversite için yetenek sınavına seneye gireceğini söylüyor. Bunun kursu bırakmak demek olduğunu anlayan küçük kız iki göz iki çeşme ağlamaya başlıyor. Gün boyu. Gözyaşlarını kardeşimin boynundan sarkan şala silerek. Tabii, kardeşim de ağlıyor onunla beraber. Ve ben, bu dostluğu kodluyorum huzurlarınızda. Kiminiz ‘dostluk’ üzerine, kiminiz ‘küçük kızın sümüklerini de şala silip silemediği’ üzerine düşünesiniz diye. Istanbul, Turkey
volkanzamanoglu paylaştı.

-