Bugün okulda merdivenlerden aşağı indikten sonra malum boşluğun fotoğrafını çektim. Esprili bir

Bugün okulda merdivenlerden aşağı indikten sonra malum boşluğun fotoğrafını çektim. Esprili bir dil ile servis edecektim buralara. Hep yukarıdan mı aşağıya çekilir, falan diyecektim. Üst soldaki korkulukların kareye sığmayışını da duyduğum ayak sesleri ile izah edecektim. Instagram kullanmayan biri ise ne yapmaya çalıştığımı açıklayacağım için hızla olay yerinden uzaklaştım diye devam edecektim. Ama hevesimi kuruttular. Gün içinde iyi gelen tek şey Tahir ile buluşmam oldu sanırım. Ayakkabılarımızı çıkarıp bacaklarımızı uzatarak sohbet ettik bir süre. Dinlendik, dindik. Sonra ayrıldık ve ben elime telefonu alınca saatlerdir kafamda olan paylaşımı yapmaktan vazgeçtim. Halep’li çocuğun fotoğraflarını (aynı fotoğraf milyon kere paylaşıldı) izledim. İzledim diyorum çünkü uzundu çocuğun bakışlarındaki. Bak bak, gömül gömül bitmiyordu. Sonra on dört on beş saniyelik bir videosunu buldum aynı çocuğun. Defalarca seyrettim. Sonra aklıma seminerdeki eğitimcilerden biri geldi. Bugünkü Pkk saldırılarından birinde şehit olmuş arkadaşı. Etkinlik boyu ağlamadan durabilmesine yardımcı olduğumuz için teşekkür etti bize gün sonunda. Rica ederiz demedik elbet. Rica etmeyiz. Ama yazalım ki derdimiz dillensin, kötü anılar da kodlansın. Ki unutmayalım günahı. İşlediğimiz, ettiğimiz, etmediğimiz hatırımızda kalsın. Bu fotoğraf yardımcımız olsun sayın. Görün ki bu uçurumun kenarındaymışız, düşüyormuşuz. Halep’te ve dünyanın her yerinde ölen tüm çocuklar için biraz daha yuvarlanıyormuşuz. Arada yeşil otlar var gördüğünüz, onlar Tahir’miş. Yani herkesin kendi Tahir’i ve diğer dostları. Arada onlara tutunuyormuşuz. O sırada yuvarlanmamız duraklıyormuş. Ama düşüyormuşuz işte. Düşüyormuşuz değil düşüyoruz.
Da nereye?
En dipte ne var?

volkanzamanoglu (Volkan Zamanoğlu) paylaştı.

-