Buraya dair hatırladığım ve çok sonraları, okudukça anımsadığım seslerden biri “Hû”. Bizim

Buraya dair hatırladığım ve çok sonraları, okudukça anımsadığım seslerden biri “Hû”. Bizim sokak kapılarımız açık olur. İnsanlar geldiklerini, o eve girdiklerini haber vermek için “hû” diye bağırırlar. Ev sahibi sesi işitince cevaben “hû” der ve misafirini karşılar.

Bu bir tekke geleneğidir, dervişler birbirini görünce Hû der, içeriye girmek için destur isteyip, karşılığında Hû beklerlermiş. Burada da öyle. Dün misafir geldi. Misafir kapıdan Hû diye seslendi, anneannem de “Hû, gel kimsen” diye cevap verdi. Kim olduğunun önemi yok, hu dediğine göre bize gelmişsin demektir, gel, kimsen kimsin bize ne, sen gel…” diyor yani. Mevlana da mı öyle diyordu?
Malatyalı bir arkadaşım söylemişti. Anneannesi ışığı kapatın demez, “çerağı dinlendirin” dermiş. Mevlevilerin yaktığı muma “çerağ” dediklerini ve mumu söndürün demek yerine “mumu dinlendirin” dediklerini biliyorum. Anneannenin söylediği de bu aslında.

Biz “kültür”ü hep başka anladık, daha çok, daha bilgili olmak kültürlü demektir diye öğrendik. Kültürlü olmakla övündük, kültürsüz olmakla eleştirildik. Oysa bir de kültürün yaşayan yüzü var, kültürün aslı, bizim kültürsüz dediğimiz yerlerde yaşıyor yani. İnsan ister istemez söyleniyor: Avm’lerde semazen döndürenleri buyrun Anadolu’ya alalım…

serminyasarofficial (Oyuncu Anne) paylaştı.

-