Epeydir yazmıyordum yazamıyordum aslında. Kelimelere hapsolmasana müsade edemeyeceğim duygularım vard?

Epeydir yazmıyordum yazamıyordum aslında. Kelimelere hapsolmasana müsade edemeyeceğim duygularım vardı belki de. Neden ve hangi zamandan sonra değişti bu düşüncem bilinmez. Ama Arkamdan bana kahkahalar atacak cümleler bırakmak istememiş olabilirdim. Kendi kendimle yaptığım yolculuğumun hangi evresindeyim bilemiyorum ama manzarayı cam kenarından seyretmiş olmam da büyük bir lütuftu. İçindeyken insan nasıl seyreder demeyin . Oluyordu işte…. Kimi zaman inip yürüdüm kimi zamansa koştum nefes nefese kaldım . Enerjim bitti sandım yıkıldım ama hep kalktım ayağa, yığılmama izin vermedi hayat . Ölene dek böyle gidecek gibi de görünüyor…..
Hayat bir yolculuk bazen tek bazen çift devam edersin ama bir yerde hep yalnız kalırsın . İnsanoğlu tüm yetilerini teker teker kaybettikçe bir önceki hali ona ne çok şeye sahip olduğunu anlatır . Basit görünen şeylerin aslında hiç te basit olmadığını anlarsın bir müddet geçince … Hayalini kurduğum,
şiirlerimin üç noktalarında sakladığım
ve henüz gerçekleştiremediğim uzun ve uzak bir yolculuk… kendine dönüşün
ve kendini bulacağın bir yolculuk . Şems’in Mevlana’ya yolculuğu gibi belki . Belki de Şems’in değil Mevlana’nın ihtiyacı olan bir yolculuk .
Tezatların birbirini bulması ve ihtiyaçlara karşılık veren bir yolculuk .
ömürden giden değil ömrü uzatan bir yolculuk…. Güneşin gökyüzünü yırtarak gelmesi adeta bir bebeğin doğum anı gibi geldi bana. Seyredalmak istedim uzaktan …
Ve güneşin batışını terkedilmişlik gibi değil de yeryüzüyle vuslat anı gibi düşündüğümden olsa gerek hep mutlu oldum . Olağan doğa olayları bile bu kadar muazzam duygulara sebeb oluyorsa yolculuk şarttı ve gerekliydi. İnsan ve doğa ayrılmaz bir bütün olmalıydı. Doğadan uzaklaştıkça insan doğallığından da uzaklaşıyordu …
H.

hulyaarik01 (Hülya Arık Anesthesiologist.) paylaştı.

-