Eski evler kadim dostlar gibidir. Hep hazırdır seni bağrına basmaya. Kapıları kilit

Eski evler kadim dostlar gibidir.
Hep hazırdır seni bağrına basmaya.
Kapıları kilit bilmez.
Açar girersin.. Avlusuna attığın ilk adımda,
karşılar seni tanıdık kokular.
Ah! kaynayan reçel,
Anne şefkati gibi çorba,
Vefayı anımsatan kahve,
Şifacı bir el gibi
dokunur kanayan yerlerine.
İçin ısınır aniden.
Teklifsizce dalarsın odalarına.
Uzanmıştır çocukluğun
ak saçlı ninesinin dizine.
Gezinirken elleri saçlarında,
iyilerin hep kazandığı bir masalda
kötüleri kovarsın Kafdağı ‘nın arkasına.
Mutfakta pişmiştir akşamın nevalesi.
Çoktan ayrılmıştır komşu teyzenin hakkı.
Hem de en yağlı yerinden.
Birazdan sokak kapısı açılır gıcırtıyla.
Gelmiştir evin babası.
Koşturur çocukluğun,koşturur sevinçle.
Uzatırken terliklerini,sarılırsın dizlerine. ‘Bana ne getirdin ‘der,açarsın avuçlarını.
Vardır cebinde mutlaka
kağıda sarılmış bir lokum
yada bir avuç akide şekeri.
Dışarıda kar boran olsa da, hiç üşümezsin.
Duvarlarına sinmiştir sevgiler.
Sıcacıktır eski evler.
Zaman yorar ya her şeyi.
Yıpranır onlarda gün be gün.
Ama hiç şikayet etmeden
saklarlar anılarımızı.. Dinlemesini bilir de,kulak verirsek seslerini.
Anlatırlar unutulmuş zamanları.
Bilmezler ki;
çoktan gözden çıkardık onları.
Bilmezler ki;
Kadim dostlukların bittiğini.
Kimsenin ardına bakmadığını.
Kötülerin Kafdağı’ndan indiğini.
Evlerin bir türlü ısınmadığını.
Yüreklerin hep üşüdüğünü.
Bilmezler ki. .

d.i.l.r.u.b.a (EAÜ/ İlahiyat • ف) paylaştı.

-