Kediyi yolda gördüm. Görünce durdum. Hem fotoğrafladım hem sevdim. Bu sırada arkamdan

Kediyi yolda gördüm. Görünce durdum. Hem fotoğrafladım hem sevdim. Bu sırada arkamdan izlendiğimi hissettim nedense. Döndüm baktım; biraz evvel yolda yanımda yürüyen adam. Siyah değişik desenli bir sandalet, gri düz şort giymiş. Birine benzettim, değil. Kediyle vedalaşıp uzaklaşmamı bekliyormuş. Ben ayrılır ayrılmaz yerimi kaptı. Avuçlaya Avuçlaya sevdi kediyi. İçimden neden gelip günaydın demedi diye geçirdim. Gelseydi, günaydın, ne güzel kedi imiş deseydi. Evet öyle, size de günaydın deseydim. Sırayla sevseydik kediyi. Birbirimizin temaslarından duygusal taktikler alsaydık. Kedinin kime nasıl karşılık verdiğini gözlemleyip. Birkaç dakika ayakta kalsaydık öyle. Ben izleniyorum hissi ile erkenden gitmeseydim, o fırında ekmek sırası bekler gibi beklemeseydi beni. Belki biraz da havadan sudan konuşurduk. Hayvanlardan, insanlardan, insanların hayvanlıklarından. Yok, onlardan konuşup canımızı sıkmazdık sanırım. Ben birkaç dakika sonunda işe geç kalmamak için iyi günler dileyip ayrılırdım. O da iyi günler derdi tebessüm ederek. Gün daha iyi olurdu belki. Dilek de duadır diye.
Sonra ben muhabbetimizi anlatırdım buradan. Siz okurdunuz. Başkalarına okuturdunuz. Sonra büyüyüp büyüyüp öyle bir hâl alırdık ki herkes herkese günaydın derdi sabahları. Daha güzel bir ülke olurduk.
Sayın bayım/hanım. Günaydın.

volkanzamanoglu (Volkan Zamanoğlu) paylaştı.

-