Osmanlı tarihi okurken bir sürü isim çıkar karşımıza, çoğu zaman okuyup geçer

Osmanlı tarihi okurken bir sürü isim çıkar karşımıza, çoğu zaman okuyup geçer ve muhtemeldir ki hatırlamayız da bir daha. Ama her birinin bir hikayesi ve öyle ya da böyle yaşadığımız dünyaya küçük veya büyük dokunmuşlukları var.
Ben sizi modernleşme sürecinin keşmekeşindeki Osmanlı dünyasından biriyle tanıştıracağım bugun:
Mahmud Raif Efendi. 
Doğum tarihi belli değil ama 1807’de öldüğüne göre 1700’lü yılların ikinci yarısından itibaren bir hayat sürmüş büyük ihtimalle. III. Selim’in devleti modernleştirme sevdasına gönül vermiş, memleketini kurtarmanın çaresinin ilimde, kendini geliştirmekte olduğunun farkına varmış. O zamanlar yabancı dil kursu ya da okullarda verilen yabancı dil dersleri yok tabi. Üşenmemiş diplomasinin gelecek dili İngilizcedir belli ki demiş, oturmuş kendi kendine öğrenmeye koyulmuş.
Yetmemiş Fransızca derslerini de eklemiş sabahladığı gecelere.
Zaman geçmiş imparatorluğun bilinen ilk resmi konsolosu İngiliz lakabıyla Mahmud Raif Efendi olmuş. Boş durmamış Londra’da da. Ülkesindeki eğitimin ilerlemesine katkı sağlamak için girmiş kütüphanelere, eskimiş Batı kaynaklarından yararlanıp Fransızca bir coğrafya kitabı hazırlamış. Sonra bu kitabı Viyana’da Osmanlı diplomatik servisinde görevli olan bir Rum Türkçeye çevirecektir hatta. Herkes kendi çapında didinmiş durmuş yani az çok demeden.
Yıl 1807’ye gelmiş. III. Selim’in modernleşme adına attığı adımların sonunu getiren gericilik Raif Efendi’nin de sonunu getirmiş. Onca kitap yazan, yabancı dil bilen kişi sayısının bir elin parmağını geçmediği bir zamanda kendi kendini geliştiren böylesi bir adam Kabakçı Mustafa İsyanına katılan isyancılar tarafından kayıkla kaçmaya çalışırken öldürülmüş.
Öldükten sonra terekesini tespit etmek için baktıklarında görmüşler ki rüşvetin, yolsuzluğun kol gezdiği bir zamanda Mahmud Raif Efendi’nin mal varlığı borçlarına dahi yetmiyormuş…
Üsküdar’daki Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı’nda huzurla yatsın.

busraozr (b u s r a o z e r) paylaştı.

-