Resimleri karıştırırken buldum. 2014’te bu zamanlar Çin Seddi’ndeymişim. O seyahatte Pekin’i keşfetmek

Resimleri karıştırırken buldum. 2014’te bu zamanlar Çin Seddi’ndeymişim. O seyahatte Pekin’i keşfetmek için şehirde gezerken bir halk otobüsünde biri Fransız, biri Fildişi Sahilli (böyle mi denir emin de olamadım), biri Arjantinli üç gençle tanıştık. Çin’de doktora yapmaya gitmiş başarılı çocuklar. Aynı yere gidiyormuşuz. Kankaya bağladık hemen ve 3-4 saat beraber gezdik. Hayallerden, aşktan falan konuştuk. Aralarından Richard’la iletişimimiz devam etti sonra. Sonra geçen sene yaz Fas’taydım. Bir restoranda Bahamalarlı Helene ile tanıştım. En az haftada bir mailleşiriz. Hayallerden, maceralardan konuşuruz. Sonra Kurtubalı Saida, Rabatlı Zeynep, Brooklyn’deki Patra, Yosemite’deki Penelope… Yalnız gezerken tanıştığım ve kırk yıllık dost gibi muhabbet ettiğim insanları düşündüm. Hani çocuk edebiyatı yaparken kurgudaki tüm güncel şeyleri çıkarır, hikayeyi nerede okunursa okunsun anlaşılabilecek evrenselliğe dönüştürürüz ya. Seyahat de aynı etkiyi yapıyor insanda. Birer çocuk edebiyatı eseri gibi en yalın halinle ilişki kuruyorsun insanlarla. O yalınlıktan, artık uzakta kalmış karmaşık hayatına bakınca bir bir yerine oturuyor her şey. Kafanı içine gömdüğün için içinden çıkamadıkların, hakettiğinden fazla duygu ve düşünce sarf ettiklerin, farkına varmadıkların görünürleşiyor. İnsanın yeme içmeden sonraki en hayatî ihtiyacı seyahat. Para demeyin. Evkur taksidi (hâlâ var mı bilmiyorum), ev araba kredisi, ayakkabı çanta eksik olsun, bi memleket daha görsün gözümüz.

zeynepsevde (Zeynep Sevde) paylaştı.

-