Sabah 7’de ünlü bir arkadaştan mesaj geldi: “Zeynep rüyamda beni kahvenin önünde

Sabah 7’de ünlü bir arkadaştan mesaj geldi: “Zeynep rüyamda beni kahvenin önünde bıçaklıyordun.” “Ay iyi ki rüyaymış ne biçim sansasyon olurdu, bi daha çocuk kitabı yazamazdım” dedim. Yarım saat geçti Şermin’den mesaj geldi: “Kızım rüyamda balyozla kafama vuruyordun! Her yer kan olmuştu!” “Noluyoruz ya seri katil mi oluyorum” dedim, güldük. Saat 8’de kapı çaldı. Karakoldan gelmişler. “Zeynep Sevde adam yaralamaktan tutuklu” dediler. İyi dedim gittim. Bayrampaşa’da bir karakol. Boydan boya pencereleri var, göz alabildiğince yeşilliğe ağaçlara bakıyor, Hyde Park manzaralı diyeceğim neredeyse. Salondaki uzun banklardan birine oturttular. Kocaman bir yer. Prison Break’te dinlenme salonu gibi biraz. Yanımda Haruki Murakami götürmüştüm. Başladım okumaya. Arada polisler gelip “mavi saç iyiymiş ya” falan diyor, gülüp geçiyoruz. Arada tutuklu yakınları falan da geliyor ama onlar çok kendileriyle meşgul hiç bana bakmıyorlar. Aralarındaki konuşmaları dinleyip gözlem yapıyorum çaktırmadan. Saatler geçti. Kitabı yarıladım ama belim de tutuldu demir bankta. Saat 4’e geliyor. Polislerden birine hesap ister gibi el edip çağırdım. “Ya memur bey işinize karışmak gibi olmasın ama beni artık cezaevine falan alsanız, her yerim tutuldu burada, bir yatağım düzenim falan olur en azından, böyle burada perişan oldum” dedim. “Neydi sizin suç?” dedi. “Adam yaralama” dedim. “Kimdi kurban?” “Arkadaşım, Şermin adı.” (Meşhur olanı söylemiyorum başım belaya girmesin diye, Şermin’le bi şekil anlaşırız diye düşünüyorum.) Şermin’le ilgili kişisel bilgileri falan sordu, hepsini anlattım. Sonra gitti. Az sonra gelip “Serbest tutukluymuşsunuz, gidebilirsiniz” dedi. Telefonumu verdi. Hemen oturdum bu paylaşımı yazmaya başladım. Tam “paylaş”a basarken uyandım. Çok yorgunum dostlarım. Ama özgürlük çok güzel.

zeynepsevde (Zeynep Sevde) paylaştı.

-