Tuğlalar döşenip perdeler çekilince o dört duvarın içinde bambaşka bir dünyası oluyor


Tuğlalar döşenip perdeler çekilince o dört duvarın içinde bambaşka bir dünyası oluyor insanın. Duvarlar, kapılar hatta sandalyeler bazen en tatlı telaşlara tanık oluyor bazense en hazin anlara. Pencere önündeki sardunyalar bazen sevinç gözyaşları ile yıkanırken bazen hüzün damlıyor toprağına. Yani ‘bir yanımız yaprak dökerken bir yanımız hep bahar bahçe’. Hüzünlerimize, sevinçlerimize şahitlik eden evlerimizi sevgi ile yoğurmak ve bir cennet bahçesine dönüştürmek elbet bizim elimizde. Kapı önünde söylenen bir türkü, rüzgârda kuruyan bir tülbent, işten eve dönen erkeğin minnet dolu tebessümü saadet için az şeyler midir? Haydi bırakalım modern hayatın modern zevkleri de “Kıblegâh Evler” kitabımız ne diyor bir bakalım: Bizim için evlerimiz, dünya nimetlerine kavuştuğumuz ve ahiret saadeti elde edeceğimiz yerlerdir. Evlerimiz, aynı zamanda mânevî mekânlarımızdır. Müslüman bir ailenin kaldığı ev kütüphaneli bir evdir. Ev halkı kitap okur. Okuma saatleri olan, herkesin okuduğunu anlattığı, anlamadığını sorduğu ev biiznillah hayırlı çalışmaların yapılacağı ve hayırlı sonuçların alınacağı bir evdir. “Bu sünnettendir, Peygamberimiz böyle yapardı”denerek yaşanan evlerimiz olsun.Yılda bir defa da olsa Bakara sûresinin okunduğu ve boş vaktin ve boş kimsenin bulunmadığı namazgâh olmuş evlerimiz olsun. Hasıl-ı kelâm eşyadan yana zengin insandan yana fakir olmasın evlerimiz. Hanelerimiz koşup sığındığımız yegâne mevkilerimiz olsun. Vakt-i şerifler hayr’olsun âhali
bi_zarif paylaştı.

-