Tüm bunların bir illüzyon/yanılsama olduğunu bile bile, egonun insanları nasıl

Tüm bunların bir illüzyon/yanılsama olduğunu bile bile, egonun insanları nasıl sıradanlaştırdığını göre göre ne büyük saçmalıyoruz değil mi? Giydiklerimiz, yediklerimiz, içtiklerimiz, takıldığımız yerler, öfkelerimiz, sevinçlerimiz, sevmelerimiz, sevişmelerimiz ayrılıklarımız vs. öylesine sıradan ki.. Hepimiz ayrı ayrı, ama en nihayetinde zihin ürünü ( ki sıkıntı hep zihne/ düşünceye güvenmekten doğuyor ) olan özlü sözlerin etrafında sıkışmış gibiyiz. Yazarını seç cümleni kur! Ruhsal gelişimimiz için izlediğimiz yollar bile ( izleyenler için diyeceğim ama farkındalığa ulaşan da ulaşmayan da bir yol izliyor en nihayetinde, herkes kendi YOL’unda.. ) sıradan, daha önce deneyimlenmiş yollardan. Ruhun sonsuz olasılıklarını unutup belli başlı reçetelerin peşinden gidiyoruz. İsteklerim basit Bu garip ve asla tam anlamıyla çözemeyeceğim sisteme defalarca ve defalarca gelmeyi isteyecek kadar maceracı bir ruh olmaktan vazgeçmek. Tekamül denilen şeyin ille de acı ve zorluklardan geçmesi gerektiğini düşünen bilincimin o yanını dönüştürmek, iyileştirmek. İlerlememin önündeki köklü inançlarımdan vazgeçebilmek, tüm gereksiz, bana faydası olmayan eterik bağlarımdan sağlıklı bir şekilde kurtulabilmek ve başkaları tarafından o bağların içine geri çekilmeye çalışıldığımda HAYIR diyebilmek. O meşhur soru sorulduğunda ” hayır ben dünyaya geri dönmek istemiyorum, burada kalmak istiyorum ” seçimini yapabilecek olgunluğa erişmiş bir ruha dönüşebilmek. Nasıl bıktıysam Neyse..Gece gece bunları düşünüyorum çünkü her şeyi çok sıkıcı buluyorum. Sosyal medya hepimizin en “farklı” şeyleri yaşarken bile ne kadar “aynı” olduğunu yüzümüze yüzümüze vuran en sağlam araç. Bu da kişisel dönüşüm hızımıza ivme kazandırıyor bence. Bu kitap bitince sırada Bhagavad Gita ve Cesur Ruhlar var! Yaşasın ruhçuluk!

efkafasi (Efsun Sayar) paylaştı.

-