Ya çok sevildi ya da nefret edildi , biliyorum. Ancak Hindi’nin Ruhu


Ya çok sevildi ya da nefret edildi , biliyorum. Ancak Hindi’nin Ruhu ‘nun çok cesur bir yazın ve okur deneyimi olduğunun hakkını vermek lazım.Olmayan bir yazarın , olmayan bir romanını yani Hindi’yi sahne sahne , bölüm bölüm , karakter karater tahlil eden metin boyunca yazar Ersan Üldes’in okur olarak bizimle kurduğu samimi iletişimi bir kere yakalarsanız emin olun elinizden bırakamayacaksınız.Yazmak eyleminin edilgeni okur olmayı her tahlilde onikiden vuran satırları bana Nabokov, Calvino, Perec,Proust,Nahid Sırrı Örik gibi efsane yazarların zirve örneklerini verdikleri bol oyunlu ve çok katmanlı romanları anımsattı.Kahraman Mesut Penyeci ise Oblomov’u , Katip Bartlebey’i , Tutunamayanlar’ın Selim’ini. Velhasıl roman içinde roman , yazarın içinde okur , oyun içinde oyun , zorun içinde aslında çok eğlenceli bir okuma deneyimi Hindi’nin Ruhu.Yarıda bırakanlara ya da tahammülü zorlananlara en azından ikinci bölüme kadar sabredin diyorum.. Ve şu satırları sevin ; “Yeraltındaki apartman dairesinin rutubetli ve boğucu havasından ve sünepe Mesut’un basiretsizliğinden bunalan okurların büyük çoğunluğu, genelde ilk bölümün farklı yerlerinde kitabı ellerinden öfkeyle atarlar ve bir daha da Doğanay’ın metnine dönmek istemezler. …Sürekli eksilmelerle ilerleyen, avantür ve heyecan sunmadığı gibi müşterek duyarlıklar da inşa edemeyen, okurun zekasını okşamayan, okşayıcı deyişleri yüreklere fısıldamayan, her şeyden önemlisi de hiçbir şey vaat etmeyen bir ilk bölümle başlayan romana okurların bağlılık duyması beklenemez tabii. Beklenmemeli. O yüzden buraya kadar tahammül edebilen okurlar gönülden tebrik edilir…” #kitapagacisabitfikir2015 kapsamında yine hep beraber okundu.Ersan Üldes yakın markaja alındı :)
fatoniko paylaştı.

-